Türkiye’nin Endemik Karıncaları
Merhaba arkadaşlar, Türkiye'nin Endemik Karıncaları yazısına hoşgeldiniz!
Bugün, üzerinde yürüdüğümüz topraklarda yaşayan ama çoğumuzun fark etmediği, dünyada sadece Türkiye’de görebileceğiniz o özel canlılardan, yani endemik karınca türlerimizden biraz bahsedeceğim. Türkiye, Asya ve Avrupa arasındaki köprü konumu ve sahip olduğu farklı iklim kuşakları sayesinde bir "Karınca Cenneti" sayılır. Yaklaşık 400’e yakın tür barındırıyoruz ve bunların bir kısmı sadece bu topraklara özgü. Özellikle son 30 yılda yapılan sistematik ve faunistik çalışmalar, ülkemizin karınca çeşitliliğinin sanılandan çok daha zengin olduğunu ortaya koymuştur. Şimdi isterseniz biraz da yazımızın asıl konusu endemizm nedir buna değinelim;
Nedir Bu Endemizm?
"Endemik" kelimesini duyduğunuzda aklınıza hemen çok havalı, çok nadir bir şey geliyorsa haklısınız çünkü benim için de öyle bir kelime. Kelimenin kökeni Yunanca "endemos" kelimesine dayanıyor. En (içinde) ve demos (halk/yer/toprak) birleşince ortaya "yerli, o toprağa ait" gibi bir anlam çıkıyor. Yani bir karınca için "Türkiye endemiği" diyorsak; o arkadaşın dünya üzerindeki tek ikametgahı, tek vatanı bizim topraklarımız demektir. Düşünsenize; bir tür var ve o türün genetik olarak mirası sadece Anadolu’nun bir dağında, bir çam ormanında veya bir vadisinde saklı. Başka hiçbir kıtada, hiçbir ülkede eşi benzeri yok, bulunmuyor. İşte bu yüzden endemik türler sadece biyolojik bir zenginlik değil, aynı zamanda bu toprakların bize emanet ettiği canlı birer "antik eser" gibidirler.Endemizm Nasıl Ortaya Çıkar ve Önemi Hakkında
Endemizm, bir türün doğal yayılışının yalnızca belirli ve sınırlı bir coğrafi alanla kısıtlı olması durumudur. Bu alan bir ada, dağ silsilesi, vadi, akarsu, göl havzası ya da belirli bir ülke olabilir. Endemizm genellikle coğrafi izolasyon ile başlar: Popülasyonlar fiziksel engeller (dağlar, denizler, çöller) nedeniyle birbirinden ayrılır ve gen akışı kesilir. Zamanla bu izole popülasyonlar genetik farklılaşma geçirir ve evrimsel süreçler sonucunda yeni, yalnızca o bölgeye özgü türler ortaya çıkar. Ayrıca iklimsel farklılıklar, habitat çeşitliliği, toprak yapısı ve ekolojik niş uzmanlaşması da endemik tür oluşumunu destekleyen faktörlerdir. Endemizm biyocoğrafya ve evrimsel biyoloji açısından önemlidir çünkü bir bölgenin evrimsel geçmişini ve ekolojik özgünlüğünü yansıtır. Endemik türler genellikle dar yayılışlı oldukları için çevresel değişimlere, habitat kaybına ve iklim değişikliğine karşı daha hassastır. Bu nedenle koruma biyolojisinde öncelikli kabul edilirler. Bir bölgede endemik tür sayısının yüksek olması, o alanın biyoçeşitlilik açısından değerli ve korunması gereken bir “sıcak nokta” (biodiversity hotspot) olabileceğini gösterir.Türkiye Durumu ve Sayılar
Karınca hobisi ve mirmekoloji dünyasının ana kaynağı AntWiki’ye girip bakarsanız, Türkiye’ye özgü endemik tür sayısını 39 olarak görürsünüz. Ancak ufak bir parantez açalım: Bu veri şu an için pek güncel sayılmaz açıkçası ve gerçek potansiyelimizi tam yansıtmıyor.Akademik dünyadaki son makaleleri ve saha kayıtlarını incelediğimizde, ülkemizdeki gerçek endemik karınca sayısının 43 olduğunu görüyoruz. Yani AntWiki’deki liste henüz bu yeni keşifleri tam olarak bünyesine katabilmiş değil. Anadolu’nun her köşesinden yeni türler çıkmaya devam ediyor. Ek bir parantez açmam gereken hususta şu; Adalarda yapılan yeni gözlemler yüzünden bazı türler artık endemik sayılmıyor. Bu adalar coğrafi olarak bize daha yakın olsa da siyasi olarak Yunanistan'a bağlı oldukları için, orada görülen türler otomatik olarak Yunanistan kayıtlarına da geçiyor ve 'sadece bize özgü' olmaktan çıkıyor. Bu durum yüzünden maalesef 4-5 türümüz endemik kategorisinden çıkmış bulunmaktadır.
Türkiye'nin Endemik Karınca Listesi
Lafı da çok uzatmadan, o bahsettiğim 43 türün detaylarına inmeye başlayalım. Bu liste, Anadolu’nun milyonlarca yıllık evrimsel mirasının ve biyolojik zenginliğimizin bir nevi dökümü. Sadece bu topraklara özgü olan, ekosistemimizin gizli mimarları niteliğindeki o özel türleri saymaya başlayalım;Aphaenogaster aktaci:
A. aktaci (Kiran & Tezcan, 2008) tarafından tanımlanmış bir Türkiye endemiğidir. Şu anki bilinen kayıtlarına göre Batı Anadolu ile sınırlı (Denizli Manisa ve İzmir), özellikle İzmir ili Bozdağlar (Gölcük civarında) çevresinde tespit edilmiş bir türdür. Yayılımı oldukça yerel olup geniş bir Anadolu dağılımı göstermez. Yaklaşık 1000–1200 metre rakım aralığında, nemli meşe ve kestane ağırlıklı orman habitatlarında bulunur. Açık step veya kuru maki alanlarda görülmez. Bu türü doğada aramak ve bulmak için en uygun dönem ilkbahar sonu erken yaz aylarıdır ve Bozdağlar’da 1000 m üzeri nemli orman içi taş altları en yüksek olasılıklı mikrohabitatlardır makale verilerine göre.
Aphaenogaster burri:
A. burri (Donisthorpe, 1950) Bu tür Türkiye’ye endemik olarak rapor edilmiş olup yalnızca tip lokalite kaydıyla güvenilir şekilde bilinmektedir. AntWeb kayıtlarına göre tür Karadeniz Sahili, Hopa (Karadeniz Bölgesi, sınırda kuzeydoğu Türkiye – Artvin/Hopa çevresi) civarında toplanmış 3 adet kraliçe üzerinden tanımlanmıştır. Bu yer Hopa sahil kuşağıdır ve Türkiye’nin kuzeydoğu Karadeniz bölgesine dahildir. Hopa çevresi düşük rakımlı, nemli Karadeniz maki ve orman habitatlarıyla karakterizedir; bu nedenle doğasında arama yaparsanız Karadeniz kıyı dilimi boyunca nemli ormanlık alanlar ve taş-altı mikrohabitatlarında aramak en olası yaklaşımdır. Bununla birlikte, A. burri’nin tür grubu ve biyolojisi halen taksonomik olarak belirsizdir.
Aphaenogaster depressa:
A. depressa (Bolton, 1995) Türkiye’den tanımlanmış endemik bir Aphaenogaster türüdür ve tip lokalitesi Gaziantep’tir (Güneydoğu Anadolu Bölgesi). AntCat ve AntWiki kayıtlarına göre türün bilinen temel yayılışı Türkiye merkezlidir; AntWeb örnekleri de Gaziantep kaynaklı materyali doğrular. Türkiye’de bildirilen örneklerden biri yaklaşık 696 m rakımdan kaydedilmiştir. Türün yarı kurak step–makilik geçiş habitatlarında, açık ve taşlık toprak alanlarda yaşadığı düşünülmektedir. Cinsin genel ekolojisine paralel olarak omnivor beslenme gösterdiği ve özellikle yaz döneminde aktif olduğu değerlendirilmektedir. Bununla birlikte, A. depressa’nın tür grubu ve biyolojisi halen taksonomik olarak belirsizdir


Aphaenogaster equestris:
A. equestris (Borowiec & Salata, 2014) Aphaenogaster cecconi tür grubu içerisinde yer alan ve Türkiye endemiği olan bir türdür. Antmap ve AntWiki verilerine göre tip lokalitesi Antalya ili, Termessos (Güneybatı Anadolu / Akdeniz Bölgesi) olup yaklaşık 1018 m rakımda kaydedilmiştir. AntWiki’de belirtilen doğal tarih notuna göre koloni, kayalık bir habitatta, mağara girişine yakın bir kaya yarığı içinde bulunmuştur; bu durum türün dağlık ve Akdeniz iklimine sahip kayalık alanlara bağlı yaşadığını göstermektedir. Türkiye’de cecconi tür grubunu temsil eden iki türden biri A. equestris’tir. Bir diğer tür A. lykiaensis'tir. Benimde en beğendiğim Aphaenogaster tür grubudur. Zarif ve oldukça ilgi çekici vücut yapıları mevcut.


Aphaenogaster lykiaensis:
A. lykiaensis (Borowiec & Salata, 2014), Aphaenogaster cecconii tür grubu içinde yer alan ve bilinen kayıtlarına göre Türkiye endemiği bir türdür. Tip lokalitesi Antalya (Kemer–Somakseğri yolu) olup tip örnekleri 319 m rakımdan toplanmıştır. Türün yuva girişi, yol kenarındaki geniş bir beton menfez içindeki boşlukta, yerden yaklaşık 170 cm yükseklikte rapor edilmiştir; bu nedenle kayıtlar türün Akdeniz/dağlık–kayalık etkili, şaşırtıcı biçimde hem doğal hem de antropojenik çatlak/yarık ortamlarını kullanabildiğini gösterir.


( © Maksim Panish )
Aphaenogaster maculifrons:
A. maculifrons (Kiran & Aktaç, 2008), Aphaenogaster subterranea tür grubundan olup Türkiye’den tanımlanmış ve mevcut kayıtlara göre dağılımı Orta Anadolu ile sınırlı görünen bir Aphaenogaster türüdür. Tip lokalitesi Konya ili Akşehir ilçesi Eskiler Köyü olup yaklaşık 1770 m rakımdadır; bilinen örnekler 1400–1800 m aralığında, özellikle karaçam (Pinus nigra) ağırlıklı dağ ormanlarında ve orman açıklıklarında toplanmıştır. Yuva girişleri çoğunlukla taş altlarında veya taş kenarlarında yer almakta, bu da türün taşlı, iyi drene olan montan habitatları tercih ettiğini göstermektedir. A. subterranea tür grubuna yakın morfolojik özellikler gösteren bu tür, epigeic-forager olup işçiler genellikle toprak yüzeyinde ve taşlık alanlarda besin ararken gözlenir; tohum ve küçük omurgasızlarla beslenen, tipik Akdeniz–Anadolu dağ ormanı ekosistemine uyumlu bir yaşam sergiler. AntWeb ve AntWiki verilerine göre türün bilinen yayılışı Türkiye ile sınırlıdır ve bu nedenle ulusal ölçekte endemik kabul edilmektedir. Ayrıca Trakya Üniversitesi’nde Aphaenogaster subterranea ile Aphaenogaster maculifrons arasındaki olası hibritleşmenin araştırılmasına yönelik bir çalışmanın hâlen devam ettiği bildirilmektedir.


Aphaenogaster vohraliki:
A. vohraliki (Salata, Karaman, Kiran & Borowiec, 2021), Aphaenogaster splendida tür grubundan olup yalnızca Türkiye’den tanımlanmış bir türdür. Mevcut materyaller Adana, Feke ilçesinden toplanan işçi formuna aittir. Türkiye dağılımı kayıtlarında yalnızca bu yer dikkate alınmaktadır. Akdeniz Bölgesi’nin Toros eteklerinde yer alan bu bölgenin rakımı ortalama 500–600 m civarındadır (Feke yerleşim alanlarının rakımını yazdım). Türün AntWiki ve diğer makalelerdeki kayıtlarında belirgin bir rakım aralığı verilmediği görülüyor. Türün habitat, biyoloji ve ekoloji verileri bilimsel literatürde henüz detaylı şekilde yayımlanmamış. Bu yüzden yuva tipi, mikrohabitat tercihleri, beslenme davranışı ve sezonluk etkinlik gibi ekolojik nitelikler bilinmemektedir (bilgi eksikliği). Mevcut kayıtlar yalnızca Türkiye’yi içermekte olup, özellikle tip lokalitesine bağlanmıştır; bu nedenle bilinen dağılımı Türkiye ile sınırlı olarak raporlanmaktadır. Bu durum, türün şu an için ulusal ölçekte endemik kabul edilebileceğini göstermektedir.
Bothriomyrmex communista anatolicus:
B. communista anatolicus (Emery, 1925), Türkiye’de kaydedilmiş Bothriomyrmex communista türünün alt türlerinden biridir; ana tür Batı Palearktik’te birçok Avrupa ve Asya ülkesinde yayılış gösterir (örneğin Arnavutluk, Bulgaristan, Gürcistan, Yunanistan, İtalya, Rusya ve Ukrayna dahil) ve genel olarak termofil (sıcak sever) bir tür olarak bilinir. Alt tür anatolicus’un tip lokalitesi Türkiye, İzmir olarak verilmiştir. Alttür takımının genel ekolojisi AntWiki ve ilgili çalışmalarda şöyle özetlenir: Bothriomyrmex communista termofil bir türdür ve açık, güneş alan yerlerde, özellikle yol kenarı, açık ormanlık alanlar, dağ çayırları ve ruderallerde(yol kenarındaki otlaklar)gözlenmiştir; yuvalar çoğunlukla taş altlarında bulunur ve tür düşük rakımlardan 900 m’ye kadar (yer yer 1500 m civarına kadar) farklı yüksekliklerde raporlanmıştır. Türkiye için alt tür anatolicus ile ilgili spesifik habitat, rakım, biyolojik veya ekolojik herhangi bir veri verilmemiştir; bilinen dağılım bilgisi tip lokalitesi üzerinden sınırlıdır. Bununla birlikte, ana türün termofilik eğilimi ve açık habitat tercihleri alt tür için de genellenebilir(kendi yorumumdur). Türün herhangi bir kast görseli bulunmamaktadır.
Camponotus aethiops escherichi:
C. aethiops escherichi (Emery, 1925), Tanaemyrmex altcinsinden Camponotus aethiops (Latreille, 1798) türünün Türkiye’den tanımlanmış bir alt türüdür. Türün tip kaydı Türkiye’ye aittir. Türkiye içindeki ayrıntılı il listesi AntWeb ve AntWiki’de Osmangazi-Bursa olarak verilmiştir. C. aethiops escherichi için ayrıntılı biyoloji ve ekoloji belirtilmemiştir. Mevcut katalog kayıtlarına göre tür Türkiye faunasında yer almakta olup, dağılımının Türkiye dışına raporlanmamış olması nedeniyle literatürde Türkiye kökenli endemik bir alt tür olarak değerlendirilir.


Camponotus aktaci:
C. aktaci (Karaman, 2013), Myrmentoma altcinsinin Kiesenwtteri tür grubuna ait bir karınca türü olup tip materyali Adana, Pozantı(Akçatekir Köyü) olarak tanımlanmıştır; sonraki detaylı çalışmalarla birlikte türün Türkiye içindeki kayıtlarının Adana, Bingöl, Diyarbakır, Elazığ, Malatya ve Muğla illerde de bulunduğunu göstermiştir. Tür genellikle aydınlık yapraklı (luminous deciduous) ormanlarda kaydedilmiş; ayrıca karaçam (Pinus nigra) ormanları ile badem/diğer meyve bahçeleri ve zeytinlik gibi park/orman kenarı ve açık-tarpa alanlarda bulunmuştur; Karaman’ın tanımlayıcı çalışmasında örnekler 1050 - 1550 m aralığında toplanmıştır, tip lokalitesi de dağlık yayla habitatına karşılık gelir. Davranış ve koloni biyolojisine dair ayrıntılı ekolojik çalışmalar sınırlı olmakla birlikte, gözlemler bu türün ağaç gövdesi ve yerel bitki örtüsüyle ilişkili nidifikasyon (ağaç/kök/yer altı mikrohabitatları) ve epigeic-forager davranışları sergileyebileceğini düşündürmektedir (genel Camponotus/Myrmentoma ekolojisi bağlamında). Mevcut yayımlı kayıtlar ağırlıklı olarak Türkiye içindedir; bu nedenle şu an için bilinen dağılışı Türkiye ile sınırlı görünmekte ve ulusal ölçekte endemik kabul edilmektedir. Benimde görüntüsü oldukça beğendiğim ve uzun zamandır aramakta olduğum karıncadır kendisi : )
Camponotus anatolicus:
C. anatolicus (Karaman & Aktaç, 2013), Batı/Güneybatı Anadolu’da tanımlanmış bir Myrmentoma altcinsi Lateralis tür grubu Camponotus türüdür; tip tanımı ve sonraki değerlendirmeler türün Antalya ve Muğla çevresinden bildirildiğini gösterir. Mevcut kayıtlara göre bilinen rakım aralığı 282–886 m civarındadır; bu veriler türün dağlık–yarıdağlık, orman/orman mozaiklerine (yerel taşlı ve çalı formasyonları ile orman kenarlarına) bağlı olduğunu düşündürür, ancak özgül mikrohabitat kayıtları sınırlıdır. AntWiki ve Antmaps kaynakları türü Türkiye faunasına dahil ederek Batı Anadolu’ya sınırlı bir dağılım olarak sunar bu nedenle şu an için bölgesel (Batı Anadolu) kayıtlı/yerel endemik tür kabul edilir.
Camponotus hirtus:
C.hirtus (Karaman & Aktaç, 2013), Myrmentoma altcinsi Lateralis tür grubuna ait ve Türkiye’den tanımlanmış bir türdür; tip materyali Konya (Seydişehir — Taraşçı’dan gelen holotype işçiye aittir. Bilinen kayıtlar ağırlıklı olarak İç/Orta Anadolu'da toplanmıştır; AntWiki’de bildirilen işçi örneklerinden biri yaklaşık 1841 m rakımda, yaşlı bir Pinus nigra (karaçam) ormanı içinde, çıplak toprakla küçük çalılık karışımı bir ortamdan alınmıştır bu nedenle türün kayıtlı olduğu habitatlar karaçam orman mozaikleri ve orman açıklıkları ile ilişkilendirilebilir. Mevcut yayın ve katalog kayıtları C. hirtus’u öncelikle yalnızca Türkiye faunasına bağlı olarak listeler; bu yüzden şu anki bilgilerle Türkiye içinde kayıtlı endemik bir takson olarak değerlendirilir.

Camponotus praegracilis:
C. praegracilis (Karaman & Kıran, 2017), Tanaemyrmex altcinsine ait bir tür olarak Türkiye’den tanımlanmış olup holotype(esas örnek) major işçi Isparta, Yalvaç (Özgüney köyü 1550 m)’den gelmektedir. Paratype materyalleri arasında Sivas, Ulaş (Demircilik 1620 m), Konya, Yunak (1287 m) ve Afyon, Çay (Karamıkkaracaören 1254 m) kayıtları bulunmakta olup, bilinen yükseklik aralığı yaklaşık 1250 –1620 m olarak özetlenebilir. Tip lokalitesi ve tanımlayıcı koleksiyon notları, Isparta–Yalvaç yöresinin step benzeri karakterler taşıdığını ve örneklerin taşlı alanlarda/taş kenarlarında (muhtemel yuva/nidifikasyon alanı işaretleri) toplanmış olduğunu bildirir; paratype yerleşimleri de step–orman geçiş kuşaklarına uymaktadır. Ana makale türün morfolojik ayırt edici özelliklerini, küçük işçi boyutunu ve Tanaemyrmex içindeki konumunu ayrıntılı biçimde verir; yine de türün mikrohabitat tercihleri ve yayılış yoğunluğu hakkındaki saha verileri sınırlıdır. Mevcut literatür ve katalog kayıtları Camponotus praegracilis’i yalnızca Türkiye örnekleriyle belgelendiğini göstermektedir; bu nedenle Türkiye endemiği şeklinde kaydedilir.


Camponotus maculatus sylvaticomaculatus:
C. maculatus sylvaticomaculatus (Dalla Torre, 1893), Camponotus maculatus’ın tarihi tanımlanmış bir varyantı olarak AntCat ve ilgili kataloglarda Yunanistan ve Türkiye kayıtlarıyla listelenir; türün bu varyantına ait birincil tip materyal syntipler olarak belirtilmiştir. Ancak güncel verilerde türün yalnızca Türkiye düzeyinde kaydı bulunmaktadır. Türkiye içindeki il düzeyinde güvenilir modern kayıtlar ve kesin lokalizasyonlar konusunda güvenilir verilerse sınırlıdır; bazı yerel makalelerde listelenmesine rağmen varlığı hakkında şüpheler bildirilmiştir (Türkiye kaydı bazı çalışmalarda tartışmalıdır). Hakkında ismi dışında herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. Kastlara yönelik görsel bulunmamaktadır.
Camponotus ruseni:
C. ruseni (Karaman, 2012), Tanaemyrmex altcinsine ait ve yalnızca Türkiye’den tanımlanmış bir türdür. Tip lokalitesi Kütahya-Gediz, Murat Dağı (1462 m) olup Batı Anadolu dağ kuşağında yer alır . Mevcut kayıtlar türün yüksek rakımlı, dağlık ve orman–step mozaikli alanlarla ilişkili olduğunu göstermektedir; ayrıntılı mikrohabitat ve nidifikasyon verileri sınırlıdır. Tür tanımlanırken sosyal parazit (inquiline) olarak değerlendirilmiş ve sonraki çalışmalar Camponotus aethiops kolonilerini parazitlediğini ortaya koymuştur. Bu nedenle C. ruseni, Türkiye’de Camponotus cinsi içinde bilinen nadir sosyal parazit örneklerinden biridir. Koloni yapısı ve parazitizm dinamiklerine dair ayrıntılı ekolojik veriler ise hâlen pek bilinmemektedir Güncel veri siteleri kayıtlarına göre Camponotus ruseni yalnızca Türkiye’den bilinmektedir ve bu nedenle literatürde Türkiye endemiği olarak kaydedilmektedir.


Camponotus schulzi:
C. schulzi (Salata et al., 2019), Batı Anadolu kökenli ve Myrmentoma altcinsinin kiesenwetteri grubuna dahil bir karınca türü olup tip materyali İzmir-Bozdağ’dan (1150–1500 m) toplanmıştır. Mevcut yayınlanmış kayıtlar ve dağılım haritaları türü sadece Batı Türkiye / İzmir (Bozdağ) çevresi ile ilişkilendirir. Habitat olarak toplanma notları ve grubun genel eğilimleri, C. schulzi için dağlık mozaiklerde (orman–step/çayırlık geçişleri), taşlı yamaçlar ve seyrek orman/ince örtülü çayırlıklarda olduğunu düşündürür; kiesenwetteri grup üyeleri genel olarak kuru çayırlık/ince orman benzeri habitatlarda, çoğunlukla toprak içi veya taş altı yuvalar yaparlar. Tür polimorfik işçi yapısına sahiptir (major–minor işçi ayrımı vardır) ve ekolojik modellemeler C. schulzi’nin Ege bölgesinde özellikle yüksek-rakımlı, nispeten serin-alpine uygun habitatlara yatkın olduğunu ortaya koymuştur. Mevcut çalışmalarına göre Camponotus schulzi şu an için yalnızca Türkiye’den bilinmekte olup literatürde Türkiye kaydıyla listelenmektedir; bu nedenle güncel verilere göre bölgesel/ülkesel endemik olarak değerlendirilir.


Cardiocondyla dalmaticoides:
C. dalmaticoides (Seifert, 2023), Palaearktik Cardiocondyla revizyonunda batesii tür grubuna tanımlanmış olup tip materyali Hatay-Reyhanlı (100 m, holotip) ve Antalya-Geriş ve Manavgat (1000m paratip) lokalitelerinden bildirilmiştir. Mevcut kayıtlar türün Akdeniz Bölgesi (Hatay ve Antalya) ile sınırlı olduğunu göstermekte ve bilinen rakım aralığı yaklaşık 100–1000 m arasında değişmektedir. Toplanma etiketlerinde yol kenarı (Strassenrand) ibaresi yer almakta olup türün açık, taşlı ve insan etkisine açık mozaik habitatlarda da bulunabildiğini göstermektedir; ancak yuvalanma biçimi, koloni yapısı ve ayrıntılı biyolojisi hakkında yayımlanmış herhangi bir veri yok elimizde. AntWiki’de de açıkça belirtildiği üzere Cardiocondyla dalmaticoides Türkiye endemiği olarak kaydedilmiştir ve güncel AntCat ile AntWiki verilerine göre yalnızca Türkiye’den bilinmektedir.
Cardiocondyla semirubra:
C. semirubra (Seifert, 2003) Palaearktik Cardiocondyla revizyonunda batesii tür grubuna dahil bir tür olarak Türkiye’den tanımlanmıştır; türün tip lokalitesi Türkiye, Şanlıurfa — 20 km güney (?), 500 m olarak raporlanmıştır. Mevcut yayımlanmış kayıtlar ve faunistik derlemeler türü yalnızca Türkiye kaydıyla listeler; bu nedenle güncel literatürde Cardiocondyla semirubra Türkiye kaydı/endemik olarak kabul edilmektedir. 500m rakım, step (bozkır / açık step alanı) olup, türün bilinen çevresi ve toplanma notları esas olarak açık, Güneydoğu Anadolu’ya özgü step-mozaik habitatları işaret eder. Türün biyolojisi ise yayımlanmış veriler bakımından bilinmemektedir ve ek saha çalışması gerekmektedir.
Carebara oertzeni aeolia:
C. oertzeni aeolia (Forel, 1911), Carebara oertzeni kompleksine ait ve tip lokalitesi İzmir (Smirni çevresi, Ege Bölgesi) olarak kaydedilmiş bir alt türdür. Mevcut verilere göre aeolia yalnızca Türkiye kaydıyla bilinmektedir ve bu nedenle literatürde Türkiye’ye özgü (ulusal kayıtlı / endemik olarak listelenen) bir takson olarak yer almaktadır. Tip materyalinde rakım veya herhangi bir biyoloji bilgisi belirtilmemiştir. Habitat ve ekolojiye ilişkin doğrudan aeolia’ya ait ayrıntılı saha verisi sınırlı olmakla birlikte, Carebara oertzeni tür grubunun genel biyolojisi dikkate alındığında küçük, kriptik koloniler halinde; çoğunlukla toprak içi, yaprak döküntüsü (litter), çürük odun ve taş altı mikrohabitatlarında yaşadığı, Akdeniz iklim kuşağında açık ve yarı açık alan mozaiklerine uyum sağladığı bilinmektedir.


Cataglyphis lunatica:
C. lunatica (Baroni Urbani, 1969), bicolor tür grubuna ait olup, bu tür literatürde yalnızca Isparta-Eğirdir (1100 m) tip lokalitesinden bilinen bir türdür. Holotip ve paratip işçiler Eğirdir çevresinden toplanmış olup, güncel katalog kayıtlarında bu lokalite dışında doğrulanmış başka bir yayılış verisi bulunmamaktadır. Oldukça da nadir bir türdür. Bu nedenle türün dağılımı Göller Yöresi (Batı Akdeniz Bölgesi) ile sınırlı kabul edilmekte ve mevcut bilgilere göre Türkiye endemiği olarak değerlendirilmektedir. Türe özgü ayrıntılı biyolojik veya ekolojik veri bulunmuyor ancak tip lokalitesinin 1100 m rakımlı, açık ve yarı kurak karakterli alanlar içermesi, cinsin genel ekolojisiyle uyumlu olarak yer üstünde aktif, sıcak ve açık habitatlara adapte bir form olabileceğini düşündürmektedir. Bununla birlikte tür halen dar yayılışlı, biyolojisi zayıf bilinen bir takson durumundadır.
Bu türü bizzat telefondan arayarak saygıdeğer hocamız Celal Karaman’a sorduğumda, kendisi de bulmanın sanıldığından çok daha zor olduğunu, uzun yıllardır aramalarına rağmen henüz bir işçi örneği bile bulamadıklarını iletmişti.


(Görsel yapay zeka ile verilen detaylı keye göre renklendirilmiştir.)
Crematogaster sordidula aeolia:
C. sordidula aeolia (Forel, 1911), Orthocrema altcinsine yerleştirilmiş bir alttür olup tip materyali Batı Anadolu İzmir (Smirni çevresi) kökenlidir; güncel katalog ve derlemelerde aeolia formu yalnızca Türkiye kaydıyla listelenir. Tip etiketlerinde yükselti genellikle verilmemiştir (rakım verisi yok), dolayısıyla kesin rakım aralığı yayımlanmış değildir. Habitat açısından C. sordidula grubunun ve aeolia kayıtlarının genel eğilimi, Akdeniz tipli düşük–orta rakımlı, açık ve yarı-açık maki/çalı-taşlık mozaik alanlar, yol kenarları ve insan yaşantısının olduğu açık habitatlar şeklindedir; yuvalar çoğunlukla taş altı, toprak içi boşluklar veya kuru odun/kovuklarda bulunur ve bireyler hem ağaç/bitki üzerinde aktif forager hem de yerde hareket eden foraj davranışları gösterebilir. Ekolojik not olarak, Crematogaster cinsinin tipik davranışları (gasteri yukarı kıvırma ile alarm/savunma, hemipterlerle trofobiyotik ilişkiler, ağaçta ve yerde foraj) aeolia için temkinli biçimde genellenebilir; ancak aeolia alttürüne özgü ayrıntılı biyolojik saha verileri yayımlanmış değildir. Güncel kaynaklar ve tür derlemeleri bu varyantı Türkiye endemiği / yalnızca Türkiye’den bilinen kayıt olarak listeler.


Crematogaster sordidula osmanica:
C. sordidula osmanica (Satscnhi, 1921), Orthocrema altcinsine ait bir alttürdür ve tip lokalitesi Ankara (Orta Anadolu) olarak kaydedilmiştir. Güncel Antmaps ve AntWiki verilerine göre dağılımı Türkiye ile sınırlı olup literatürde Türkiye endemiği olarak listelenmektedir. Biyolojik, ekolojik veya herhangi bir habitat bilgisi bulunmamaktadır. Ancak Crematogaster sordidula grubuna benzer açık ve yarı açık alanlar, taşlık step karakterli habitatlar ve insan etkisine açık karma alanlarda; çoğunlukla taş altı, toprak boşlukları veya odunsu kovuklarda yuvalanan, bitki örtüsü üzerinde aktif besin arama davranışı gösteren bir form olduğu kabul edilir.


Formica anatolica:
F. anatolica (Seifert & Schultz, 2009), rufibarbis tür grubuna ait olup Türkiye’den tanımlanmış bir Formica türüdür. Tip lokalitesi Konya-Halkapınar (Toroslar) olarak bildirilmiş ve yaklaşık 1700 m rakım civarındaki dağlık araziden toplanmıştır. Mevcut literatür kayıtları türün dağılımını Güney Anadolu, özellikle Toros Dağları ve çevresindeki yüksek rakımlı alanlarla sınırlar. Habitat olarak dağlık bölgelerde, orman açıklık mozaikleri ve iğne-yapraklı (ör. Abies, Juniperus) ile yaprak döken ağaçların (Quercus vb.) bulunduğu dağlık ekosistemlerle ilişkilendirilmiştir. Türe özgü ayrıntılı nidifikasyon verisi sınırlı olmakla birlikte, rufibarbis grubu üyelerinde olduğu gibi genellikle toprak içi ya da taş altı yuvalar kurduğu ve açık-yarı açık alanlarda aktif besin arama davranışı gösterdiği kabul edilir. Güncel AntMaps ve AntWiki verilerine göre Formica anatolica yalnızca Türkiye’den bilinmektedir ve bu nedenle literatürde Türkiye endemiği olarak kaydedilmektedir.


Lasius flavoniger:
L. flavoniger (Seifert, 1992), Lasius (s. str.) altcinsine ait olup yalnızca Türkiye’den tanımlanmıştır. Tip lokalitesi literatürde Hatay-Sogukoluk (Güney Anadolu / Doğu Akdeniz hattı) olarak geçmektedir. AntWiki ve Antmaps kayıtlarına göre tür yalnızca Türkiye’den bilinmektedir ve bu nedenle Türkiye endemiği olarak kabul edilmektedir.
İl düzeyinde ayrıntılı ve tekrar eden yayımlanmış kayıtlar sınırlıdır; ancak verileri incelediğimizde Hatay ve Aydın'dan (Çine) kayıtlar olduğunu görebiliyoruz. Rakım bilgisi literatürde açık şekilde verilmemiştir. Ancak kendi araştırmalarım sonucunda tip kayıtlarının 325 ve 470m aralığında olduğunu söyleyebiliriz. Türkiye'de ki yayılım alanı belirsizdir.


Lasius schulzi:
L. schulzi (Seifert, 1992), Lasius (s. str.) altcinsine ait bir tür olup tür kaydı Türkiye’nin Antalya ili Alanya çevresidir ve güvenilir kayıtlarda dağılımı esas olarak Türkiye kaydıyla sınırlı verilmiştir; bu nedenle mevcut veriler ışığında Türkiye’ye özgü ulusal ölçekte endemik kabul edilen bir tür olarak değerlendirilir. Yayınlanmış kaynaklarda ayrıntılı il listesi ve geniş yayılış verisi bulunmadığından kesin bölgesel dağılımı net değildir, ancak kayıtların Akdeniz Bölgesi odaklı olduğu anlaşılmaktadır. Büyük gözlere ve sarımsı pigmentasyona sahip olması, Lasius türlerinde pek alışılmış bir durum değildir; bu özellikler genelde yer altında kalmak yerine yüzeyde daha aktif besin arayan (toprak üstünde dolaşan) bir yaşam tarzına işaret eder. Ancak biyolojisi hakkında hala net bir bilgi bilinmemektedir.


Messor oertzeni amasiensis:
M. oertzeni amasiensis (Emery, 1921), Messor oertzeni türüne ait bir alttür olup tip lokalitesi Türkiye'de “Bodrum” (güncel Muğla çevresi) olarak verilmiştir ve katalog verilerine göre Türkiye faunası kapsamında değerlendirilen bir formdur; mevcut kayıtların Türkiye ile sınırlı olması nedeniyle literatürde Türkiye’ye özgü ulusal ölçekte endemik kabul edilen bir alttür olarak ele alınır. Tür düzeyinde ayrıntılı il listesi ve kesin yayılış verisi sınırlı olmakla birlikte Güneybatı Anadolu (Ege–Akdeniz geçiş kuşağı) odaklı kayıtlara dayandığı anlaşılmaktadır. Ancak türün kaydedilmiş iNaturalist verilerini incelediğimizde; Ankara, Eskişehir, Karaman, Antalya, Alanya, Burdur, Aydın, Edirne, Çanakkale ve Kırklareli gibi şehirlerimizi görmemiz mümkündür. Yayımlanmış kaynaklarda bu alttüre ait net bir rakım (yükselti) aralığı açıkça belirtilmemiştir; dolayısıyla kesin rakım verisi yoktur. Habitat ve ekoloji açısından türe özgü detaylı saha notları kısıtlı olmakla birlikte, ait olduğu Messor cinsinin tipik ekolojisi doğrultusunda açık ve kurak ya da yarı kurak alanlar, step karakterli açıklıklar, taşlı ve iyi drene topraklar ile maki benzeri habitatlarda toprak içinde yuvalanan, gündüz aktif ve ağırlıklı olarak tohum toplayan (granivor) bir yaşam biçimine sahip olduğu kabul edilir; işçiler çoğunlukla toprak yüzeyinde besin arayan bireyler olarak gözlenir ve yuva çevresinde tohum biriktirme davranışı cins için karakteristiktir.
(©Prs_macro)
Myrmica anatolica:
M. anatolica (Elmes, Radchenko & Aktaç, 2002), Myrmica cinsinin lobicornis tür grubunun lobicornis kompleksinin bir üyesi olup tip lokalitesi Trabzon ili Uzungöl çevresi (Doğu Karadeniz Bölgesi) olan, yüksek rakımlı Anadolu dağ faunasına ait bir türdür. AntMaps ve AntWiki kayıtlarına göre türün bilinen yayılışı Türkiye ile sınırlıdır ve bu nedenle literatürde Türkiye endemiği olarak değerlendirilir. Mevcut kayıtlar ağırlıklı olarak Doğu Karadeniz’in dağlık alanlarından bildirilmiş olup yaklaşık 1800–2400 m rakım aralığında, serin ve nemli dağ çayırları, orman açıklıkları, subalpin çayırlıklar ve otlak mozaikleri gibi yüksek yükseltili habitatlarla ilişkilidir. Habitat tercihleri bakımından taş altları, toprak içi boşluklar, kök çevresi ve bitki örtüsü altı gibi serin ve nem tutan mikrohabitatlarda yuvalandığı, tipik bir Myrmica türü gibi yüzeyde aktif besin arayan işçilere sahip olduğu anlaşılmaktadır. Ekolojik olarak serin iklimli, nemli vejetasyonlu dağlık ekosistemlere uyum göstermiş bir tür olup özellikle doğal veya yarı doğal yüksek dağ meralarında görülmesi dikkat çekicidir; dar bilinen dağılımı, yüksek rakım bağımlılığı ve yalnızca Türkiye’den kaydedilmiş olması türün biyocoğrafik açıdan yerel ve sınırlı yayılışlı bir Anadolu dağ endemiği karakteri taşıdığını göstermektedir.
Myrmica tamarae:
M. tamarae (Elmes, Radchenko & Aktaç, 2002), Myrmica cinsinin lobicornis tür grubunun excelsa kompleksine ait olup tanımlama materyali Doğu Anadolu’nun yüksek rakımlı lokalitelerinden (özellikle Erzurum ve çevresindeki Palandöken Dağ'ından) bildirilmiş bir türdür. Antmaps ve AntWiki kayıtlarına göre türün bilinen yayılışı Türkiye ile sınırlıdır ve bu nedenle literatürde Türkiye endemiği olarak kabul edilmektedir. Mevcut örnekler genellikle yaklaşık 2000–2800 m rakım aralığındaki dağlık ve subalpin kuşakta, serin ve nemli dağ çayırları, yüksek rakımlı otlaklar, orman üst sınırı çevresi ve çayırlık–çalı mozaikleri gibi habitatlardan toplanmıştır. Nidifikasyon çoğunlukla taş altı, toprak içi boşluklar ve bitki kökleri çevresindeki nemli mikrohabitatlarda gerçekleşir. Biyolojik ve ekolojik açıdan, diğer lobicornis grubu üyelerine benzer şekilde yüzeyde aktif besin arayan işçilere sahip, küçük omurgasızlar ve şekerli kaynaklarla beslenen, serin iklimli yüksek dağ ekosistemlerine uyum sağlamış bir türdür; sınırlı dağılımı, yüksek rakım bağımlılığı ve yalnızca Türkiye’den bilinen kayıtları, türün dar yayılışlı bir Anadolu yüksek dağ endemiği karakteri taşıdığını göstermektedir.

Plagiolepis pygmaea minu:
P. pygmaea var. minu (Forel, 1911), Plagiolepis pygmaea kompleksine ait bir varyete olup tip materyali Ayvalık (Batı Anadolu ile ilişkili tip etiketli materyal) kökenlidir. AntWeb ve AntWiki verilerine göre bu takson için güvenilir ve güncel il dağılımı bilgisi, bölgesel yayılış verisi ve rakım (yükselti) verisi yoktur. Habitat, biyoloji ve ekolojiye dair varyete düzeyinde yayımlanmış spesifik saha verileri de bulunmamaktadır. Katalog kayıtlarında Türkiye materyaliyle ilişkilendirilmiş ve net şekilde Türkiye endemiği olduğuna dair güçlü, güncel ve ayrıntılı dağılım verisi verilmiştir. Ancak bu takson veri açısından çok zayıf bilinen ve modern ekolojik kaydı eksik bir form olarak kabul edilmektedir.
Proformica kosswigi:
P. kosswigi (Donisthorpe, 1950) Türkiye’den tanımlanmış bir Proformica türü olup tip lokalitesi Kars (Doğu Anadolu Bölgesi) olarak verilmiştir ve Antmaps ve AntWiki kayıtlarına göre güvenilir şekilde yalnızca Türkiye materyaliyle bilindiğinden literatürde Türkiye’ye özgü ulusal ölçekte endemik kabul edilen bir tür olarak değerlendirilir. Mevcut verilerde kesin il yayılışı Kars ile sınırlıdır ve tip örnek kayıtlarına göre yaklaşık 1700–1800 m civarında yüksek rakımlı lokalitelerden bildirilmiştir. Biyoloji ve ekoloji açısından da türe özel ayrıntılı çalışmalar bulunmadığından koloni yapısı, nidifikasyon ve beslenme davranışı hakkında doğrudan veri yoktur; bu nedenle tür, dağılımı çok dar bilinen, ekolojik ve biyolojik verileri yetersiz, yüksek rakım Doğu Anadolu odaklı ve veri açısından zayıf belgelenmiş bir Türkiye endemiği olarak kabul edilmektedir.
Rossomyrmex anatolicus:
R. anatolicus (Tinaut, 2007), Türkiye’den tanımlanmış bir köle-yapıcı (dulotic) karınca türüdür; holotip ve tip serisi Antalya- Belenbaşı Çiftliğindeki bir yuvadan; 20 işçi kullanılarak tanımlanmıştır. Türün bilinen dağılımı yalnızca bu tip lokalitesiyle sınırlıdır (başka güvenilir saha-kayıdı bulunmamaktadır) ve güncel literatürde Türkiye endemiği olarak listelenen bir takson olarak yer alır. Rossomyrmex cinsi obiligat sosyal parazit (Proformica türlerini köle olarak kullanan) davranışıyla bilinir; R. anatolicus için Tinaut ve sonraki çalışmalar yuva kompozisyonu ve ilişkili ev sahibine dair veriler sağlamış olup, R. anatolicus’in konukçusu olarak Proformica korbi türü kaydedilmiştir. Bu bilgiler dışında tür hakkında herhangi bir bilgi bilinmemektedir.
Strongylognathus kervillei:
S. kervillei (Santschi, 1921), tip lokalitesi Angora (günümüz Ankara) olan ve literatürde Türkiye’den bilinen bir sosyal-parazitik Strongylognathus türüdür. Antweb, AntWiki, AntMaps ve Türkiye checklist çalışmalarına göre tür Türkiye endemiği olarak kayıtlıdır. Güvenilir kayıtlar Ankara (Çankaya çevresi dahil), Elazığ (Karakoçan–Yeniköy), Adana, Osmaniye ve Hatay illerini kapsamaktadır. Rakım verileri verilmemiş olmasına rağmen kayıtlı lokaliteler incelendiğinde 400-1200m aralğında olduğu görülmektedir. Mevcut kayıtlar açık ve yarı açık alanlar, step-karakterli araziler ve taşlı mera habitatlarıyla ilişkilidir, ancak özgül mikrohabitat (yuva konumu, toprak tipi vb.) için yayımlanmış ayrıntı kayıt yoktur. Biyolojik ve ekolojik olarak tür, cinsin genel özelliğine uygun biçimde obligat sosyal parazittir; Strongylognathus türleri genellikle Tetramorium cinsi karıncaların yuvalarını istila ederek yaşamlarını sürdürür. Ancak S. kervillei için konukçu tür, koloni yapısı ve davranış dinamikleri hakkında ayrıntılı, türe özgü saha verileri sınırlıdır.
Temnothorax artvinensis:
T. artvinensis (Seifert, 2006) T. sordidulus tür grubu üyesidir. Tür Artvin, Giresun, Gümüşhane, Ordu, Rize ve Trabzon illerinden bildirilmiştir ve dağılımı büyük ölçüde bölgenin sahil kuşağı ile sınırlıdır; Giresun ile Doğu Karadeniz Dağları’nın oluşturduğu dağ silsilesi, türün sahilden iç kesimlere yayılmasında coğrafi bir bariyer görevi görmüştür. Genel olarak nemli habitatları tercih eder; nadiren alpin zon ve sarıçam (Pinus spp.) ormanlarında da gözlenmiştir. Yuvalar çoğunlukla taş altı, toprak içi, taş üstü yosun altı ve taş yarıklarında bulunur. Kayıtlı yükseltiler 100–2000 m arasında değişmekte olup, bu da türün geniş bir yükseklik toleransına sahip olduğunu gösterir. Mevcut literatür ve saha notlarına göre Türkiye için endemik bir takson olarak değerlendirilir.
Temnothorax smyrnensis:
T. smyrnensis (Forel, 1911) T. graecus tür grubu üyesidir. Tip lokalitesi İzmir, Türkiye olup yayın kayıtlarına göre tür Türkiye’de yalnızca İzmir ilinden bildirilmiştir; ayrıca Ege adalarından (Kos, Samos, Samothrace vb.) kayıtlıdır ve bu nedenle yalnızca Türkiye endemiği değil, Ege Bölgesi endemiği olarak değerlendirilir. Dağılımı ağırlıklı olarak kıyı ve adasal Ege kuşağı ile sınırlıdır. Kayıtlı yükselti aralığı yaklaşık 20–265 m olup Türkiye popülasyonlarına ait ayrıntılı rakım verisi yoktur. Genellikle Akdeniz iklimine sahip maki, çalılık, açık orman kenarı ve kayalık mikrohabitatlarda görülür; bireyler çoğunlukla taş altı, kaya yüzeyi ve bitki örtüsü üzerinden toplanmıştır.
Temnothorax fynor:
T. fynor (Fisher, 2025), Temnothorax cinsinin nylanderi tür grubu, angustifrons kompleksi içinde yer alan bir takson olup tip lokalitesi Antakya, Hassa (Nur Dağları) olarak verilmiştir. Türün bilinen dağılımı Güney ve İç Anadolu düzeyinde raporlanmaktadır. Rakım 1500- 1800 aralığındadır. Tür hakkında yalnızca bilinenler bunlarla sınırlıdır. .Güncel kataloglar ve derlemeler türü yalnızca Türkiye materyaliyle ilişkilendirdiğinden mevcut veriler ışığında Türkiye endemiği olarak listelenmektedir.
Temnothorax guzel:
T. guzel (Zięcina et al 2025), Temnothorax cinsinin kemali tür grubu üyelerinden biridir; tip materyali Kütahya, Simav (Efir köyü)’den bildirilmiştir ve rakım bilgisi 1170 m olarak verilmektedir. Son taksonomik revizyon T. guzel’i Kütahya’daki yüksek-rakımlı/alpin benzeri yerel habitatlardan bildirilen bir tür olarak tanımlar. AntWiki ve revizyon notları türün bilinen örneklerinin yüksek rakımlı, alpin/dağlık çayır-mozaiklerine bağlı olduğunu gösterdiğini belirtir. Mevcut kaynak ve revizyonlar Temnothorax guzel’i yalnızca Türkiye'den belgelediğinden güncel verilere göre Türkiye endemiği olarak değerlendirilir.
Temnothorax schoedli:
T. schoedli (Seifert, 2006), Nylanderi tür grubunun sordidulus tür kompleksine dahil edilen bir karınca türüdür. Tür ilk olarak Türkiye’den toplanan örnekler üzerinden tanımlanmış olup literatürde Türkiye endemiği olarak kayıtlıdır. Bilinen kayıtlar sınırlıdır ve türün dağılımı Türkiye’de özellikle dağlık bölgelerle ilişkilidir. Tip lokalitesi Hatay ili (Hassa), Nur Dağları civarıdır ve burada yaklaşık 1600 m rakımda kaydedilmiştir. Bunun dışında Kayseri ilinden yaklaşık 1600 m rakım civarında elde edilmiş kayıtlar bulunmaktadır. Bu veriler türün daha çok montan ve submontan kuşakta görüldüğünü göstermektedir. Habitat olarak genellikle ormanlık alanlar, taşlı yamaçlar ve yaprak döküntüsü bakımından zengin orman tabanı gibi mikrohabitatlarda bulunur. Temnothorax cinsinin genel biyolojisine uygun şekilde küçük koloniler halinde yaşadığı ve taş altları, küçük oyuklar, kuru dallar veya benzeri korunaklı boşluklarda yuva kurduğu düşünülmektedir. Türün kayıtlarının az olması ve yalnızca sınırlı lokalitelerden bilinmesi nedeniyle Temnothorax schoedli, Türkiye karınca faunasında nadir ve endemik bir tür olarak değerlendirilmektedir.
Tetramorium aspina:
T. aspina (Wagner, Karaman, Aksoy & Kıran, 2018), Myrmicinae alt familyasına ait bir karınca türüdür ve mevcut literatürde nadir bir Türkiye endemiği olarak kayıtlıdır. Tür, Doğu Karadeniz Bölgesi’nden elde edilen materyal üzerinden tanımlanmıştır ve tip lokalitesi Giresun ili, Dereli ilçesi (Çamlı çevresi) olarak verilmiştir. Tip örnekleri yaklaşık 1950 m rakım civarındaki dağlık bir alandan toplanmıştır. Mevcut kayıtlar türün yüksek rakımlı montan ve subalpin habitatlarla ilişkili olduğunu göstermektedir. Ayrıntılı saha notlarına göre türün bulunduğu koloni taş altındaki bir yuva içerisinde tespit edilmiştir ve çevresi taşlı zeminlere sahip, dağlık çayır ve orman mozaiklerinden oluşan bir habitat olarak tanımlanmıştır. Türün biyolojisi hakkında bilinen bilgiler oldukça sınırlıdır ve mevcut veriler büyük ölçüde tip materyalin elde edildiği bu tek koleksiyona dayanmaktadır. Bu koleksiyonda Tetramorium aspina bireyleri başka bir Tetramorium türü ile aynı yuvada bulunan karışık bir koloni içinde bulunmuştur. Bu durum, türü tanımlayan araştırmacılar tarafından Tetramorium aspina’nın olası bir sosyal parazit yaşam stratejisine sahip olabileceği şeklinde yorumlanmıştır. Orijinal çalışmada bu kolonideki ev sahibi tür Tetramorium immigrans olarak değerlendirilmiş olsa da, daha sonraki taksonomik değerlendirmelerde bu yorumun Tetramorium caucasicum ile ilişkili olabileceği yönünde yeniden ele alındığı belirtilmiştir. Tür şu ana kadar yalnızca bu sınırlı koleksiyon verileriyle bilinmektedir ve başka bölgelerden doğrulanmış kayıtları çok azdır. Bu nedenle Tetramorium aspina, dağılımı dar ve biyolojisi hâlen tam olarak anlaşılmamış bir tür olarak kabul edilmektedir. Mevcut veriler, türün özellikle Doğu Karadeniz’in yüksek rakımlı dağlık habitatlarında yaşayan nadir bir karınca olduğunu göstermektedir.
Tetramorium anatolicum:
T. anatolicum (Csősz & Schulz, 2007), Tetramorium caespitum tür grubundan chefketi tür kompleksine ait bir karınca türüdür ve literatürde Türkiye endemiği olarak kabul edilmektedir. Tür ilk olarak Anadolu’dan toplanan örnekler üzerinden tanımlanmış olup adı da Anadolu’daki dağılımına atıfta bulunmaktadır. AntWiki, AntCat ve Türkiye karınca faunası üzerine yapılan çalışmalar türün özellikle İç Anadolu Bölgesi’nde kaydedildiğini göstermektedir. Yayınlanmış kayıtlar arasında Ankara, Niğde, Konya ve Karaman çevresindeki lokaliteler bulunmaktadır ve örnekler genellikle yaklaşık 900–1500 m rakım aralığındaki alanlardan bildirilmiştir. Habitat açısından Tetramorium anatolicum çoğunlukla bozkır ve yarı kurak step habitatlarında, açık ve taşlı alanlarda görülür. Yuvalar genellikle toprak içinde veya taş altlarında bulunur ve koloniler toprak yüzeyinde aktif olarak besin arar.
Tetramorium bellerophoni:
T. bellerophoni (Salata & Borowiec, 2017), Tetramorium cinsinin semilaeve tür kompleksine ait bir tür olup ve yayımlanmış kayıtlarda Türkiye endemiği olarak listelenir. Türün holotipi Antalya, Termessos Antik Kenti yakınından toplanmış olup tip yayılışı 1018m rakımdadır; tip çalışmasında bireyler güneş alan, kuru ve otlu bir alandan, taş altındaki bir yuva içinde toplanmıştır. Mevcut faunal derlemeler ve veri tabanları türün sadece Türkiye içinde bildirildiğini ve farklı çalışmalarda hem Batı/Güneybatı (Antalya civarı) hem de İç Anadolu lokalitelerinden kayıtlar içerdiğini göstermektedir; örneğin merkezî Anadolu çalışmasında Afyonkarahisar çevresinden çeşitli noktalarda (yaklaşık 972–1500 m aralığına karşılık gelen rakımlarda) kayıtlar bildirilmiştir. Genel habitat notları tip yayılışına dayalıdır: T. bellerophoni güneşli, kuru çayırlık-taşlık mikrohabitatlarda ve taş altı yuvalarda bulunmuştur; aynı lokalitede Aphaenogaster gibi diğer orman-kenarı/çayırlık türleri de kaydedilmiştir.
Tetramorium galaticum:
T. galaticum (Menozzi, 1936), Tetramorium cinsinin semilaeve tür kompleksine dahil edilen bir tür olarak literatürde yer alır ve literatürde Türkiye endemiği olarak kabul edilmektedir. Türün ilk tanımlama materyali Türkiye (Angora/Ankara) kaynaklıdır. Bazı veri tabanları ve faunal derlemeler türü Türkiye kayıtlı bir takson olarak listeler (ör. Menozzi’nin orijinal kaydı, Ankara). Mevcut revizyonlar ve derlemeler T. galaticum’u Batı Türkiye’den toplanan yeni materyallerle yeniden ele almış; alan kayıtları arasında İç Anadolu ve Güneybatı noktaları bildirilmektedir (ör. Afyonkarahisar, Mersin gibi iller literatürde yer alır). Şu anda Türkiye'nin 7 bölgesinden de kaydı bulunmaktadır. Örneklem ve saha notlarına göre tür deniz kıyısından yüksekliklere kadar (kıyı şeridinden 1100 m aralığına kadar) değişen kuru ve güneşli habitatlarda; mera, maki/çalı alanları, açık çam ormanı kenarları ve taşlı-otlu zeminlerde yuva yaparken bulunmuştur. Yuva yerleri genellikle toprak/taş altı gibi yüzey-altı mikrohabitatlardır ve yayınlanmış doğal tarih notları ağırlıklı olarak bu tip saha gözlemlerine dayanır.
@PRS.macro
Tetramorium goniommoide:
T. goniommoide (Poldi, 1979), Tetramorium cinsinin semilaeve-grubuna dahil edilen bir tür olarak literatürde yer alır ve yayımlanmış kayıtlara göre Türkiye endemiği kabul edilen bir türdür. Türkiye faunası derlemeleri ve güncel check-list çalışmaları T. goniommoide’u Türkiye kayıtlı türler arasında listeler (bölgesel derlemelerde Anatolia/İç-Batı Anadolu kaydı olarak yer alır). Saha ve biyoloji notları, bu türün genellikle taş altı / taşlı zeminlerde bulunduğunu gösterir. Denizli Sarayköy çevresinden tip materyalleri toplanmıştır. Rakım 0-215 aralığında verilmiştir.
Tetramorium seiferti:
T. seiferti (eski ismiyle Teleutomyrmex seiferti Kiran & Karaman, 2017 olarak tanımlanmıştır) Türkiye’nin kuzeydoğu Karadeniz bölgesinden bildirilen ve yayımlanmış çalışmalara göre Türkiye endemiği kabul edilen bir inquiline (ultimate) sosyal parazit türüdür. Yazarlar bu türü “ultimate parasitic” yaşam tarzına sahip üyelere dahil etmiş ve Teleutomyrmex cinsinin tipik parazitik davranış ve morfolojik uyumlarını (konak bireylere tutunmayı kolaylaştıran gelişmiş arolia, güçlü ayak tırnakları ve basık-içe çökük gaster gibi parazitik yaşama uyum sağlamış yapısal özellikler) vurgulamışlardır. Tip materyal Artvin ili, Yusufeli ilçesi, Kınalıçam köyü olarak verilmiştir. Materyaller 1801 m rakımdan toplanmış olup holotip ve çok sayıda paratip aynı yuvadan elde edilmiştir. Türün bilinen tek kayıt/yerleşimi tip yuvaya dayanmaktadır: Teleutomyrmex seiferti bireyleri tetraparazitik davranış gösteren konak olarak rapor edilen Tetramorium chefketi işçileri ve kraliçeleriyle aynı yuva içinde bulunan materyalden tanımlanmıştır. Tip lokalite açıkça tanımlanmış bir dağlık alanın tepesinde, taş altı yuvası içinde bulunmuş; habitat bitki örtüsü ot katmanında Astragalus, Hieracium, Thymus, Pilosella, Ajuga, Centaurea, Juniperus communis ve Stipa gibi türlerin baskın olduğu, kuru-serin bir orman-çalı/dağ çayırlığı mozaiki olarak belirtilmiş. Kiran & Karaman ve eş-yazarlar ayrıca Ward ve ark. (2015) tarafından öne sürülen Teleutomyrmex–Tetramorium birleştirme önerisini tartışmış; kendi çalışmasında Teleutomyrmex adını korumuşlardır (yine de bazı güncel katalog/çalışmalarda bu grup Tetramorium içinde değerlendirilebilmektedir), dolayısıyla taksonomik etiketlemelerde dikkatli olunmalıdır. Sonuç olarak, yayımlanmış ve AntWiki/AntCat/AntWeb gibi veri sitelerinde özetlenen verilere göre T. seiferti Türkiye’ye özgü, yüksek-rakımlı dağlık ve taşlı mikrohabitatlarda konak Tetramorium chefketi yuvalarında bulunan, morfolojik ve yaşam-tarihsel olarak “ultimate” (inquiline/ectoparasitic) bir yaşam tarzı gösteren nadide bir karınca türüdür.
Evet arkadaşlar, böylece Türkiye’nin endemik karıncaları yazımızın sonuna gelmiş bulunmaktayız. Anadolu’nun dört bir yanına yayılmış bu türler, aslında doğamızın ne kadar özel ve zengin olduğunu bize bir kez daha gösteriyor. Belki bir gün bir taş kaldırdığınızda, bir dağ yürüyüşünde ya da bir orman gezisinde bu türlerden biriyle karşılaşırsınız. Kim bilir, belki de henüz bilim dünyasına bile tanıtılmamış yeni bir türle karşılaşan ilk kişi siz olursunuz. Ufacık bir taşın altındaki küçücük bir koloni bile milyonlarca yıllık bir evrimsel hikâyenin devamı olabilir. Bu yüzden doğaya biraz daha dikkatli bakmakta her zaman fayda var. Umarım yazı hoşunuza gitmiştir ve Türkiye’nin karınca faunasına dair küçük de olsa yeni bir bakış açısı kazandırmıştır. Sanırım beni bu zamana kadar en zorlayan yazı oldu bu. Yine de ortaya çıkan üründen memnunum, keyifli okumalar.
Okuyan herkese teşekkür ederim ~ Ares
Terimler Sözlüğü:
Alttür (subspecies): Bir türün içinde, belirli coğrafik bir bölgeye özgü ve bazı küçük morfolojik/genetik farklar gösteren yerel grubu.
Altcins (subgenus): Bir cins içinde benzer türleri gruplamak için kullanılan ara sınıf.
Alpin zon: Ağaç sınırının üstündeki, yüksek rakımlarda otsu bitki örtüsünün bulunduğu yaşam kuşağı
Antropojenik: İnsan kaynaklı, insan etkisine bağlı olan
Biodiversity hotspot: Çok sayıda tür ve endemik canlı barındıran, biyolojik çeşitlilik açısından çok zengin bölgeler.
Biyocoğrafya: Canlıların coğrafi dağılımını ve nedenlerini inceleyen bilim dalı
Coğrafi izolasyon: Popülasyonların dağ, deniz gibi engellerle birbirinden ayrılması
Distribution: Bir türün coğrafi olarak nerede bulunduğu bilgisi.
Dulotic / köle-yapıcı: Başka türlerin işçilerini 'köle' olarak kullanan sosyal parazit yaşam tarzı
Drene: Suyun toprakta birikmeyip kolayca süzüldüğü, iyi su boşaltımı olan toprak.
Epigeik forager: Toprak yüzeyinde besin arayan karınca işçisi.
Faunistik kayıt: Bir bölgeden kaydedilmiş türlere ait gözlem veya örnekler
Forager / foraj: Besin arayan birey veya davranış
Granivor: Besin olarak ağırlıklı tohum tüketen canlı.
Habitat: Bir canlının doğal yaşam alanı
Hibritleşme: Farklı tür veya popülasyonların çaprazlaşması sonucu melez oluşumu.
Holotip: Bir tür tanımlanırken seçilen, o türü temsil eden tek referans örnek.
Inquiline (inquilin): Başka türün kolonisi içinde yaşayan, kendi işçi kastını üretmeyen sosyal parazit.
Kast: Kolonideki görev ayrımı (işçi, kraliçe, asker vb.).
Kriptik tür: Gözle görülmesi/ayırt edilmesi zor, saklı yaşayan tür.
Lokalite: Bir canlının veya türün bulunduğu, gözlemlendiği veya örneğinin toplandığı spesifik yer.
Mikrohabitat: Daha küçük ölçekli, habitat içinde ayrı çevresel bölge (ör. taş altı).
Montan: Dağ bölgesine ait.
Mozaik habitat: Farklı habitatların yan yana bulunup çeşitlilik oluşturduğu doku (orman-çayır-karışımı gibi).
Nidifikasyon: Yuva kurma, yuvalanma davranışı.
Nemli vejetasyonlu dağlık ekosistemler: Yüksek rakımlı, bol nemli ve yoğun bitki örtüsüne sahip dağ habitatları.
Obligat parazit: Başka canlıya kesin bağlı yaşam zorunluluğu olan parazit.
Omnivor: Hem hayvansal hem bitkisel besin tüketen canlı.
Palearktik: Avrupa — Kuzey Afrika — büyük kısım Asya’yı kapsayan biyocoğrafik bölge.
Paratip: Holotipe ek olarak tanımlamada kullanılan diğer örnekler.
Polimorfizm: Aynı koloni içinde büyüklük/rol farkı gösteren birey çeşitliliği (major/minor).
Ruderal alan: İnsan etkisiyle oluşan, yol kenarı/boş araziler gibi bozuk habitatlar.
Saha notu: Sahada gözlem sırasında kaydedilen tarihçe/koşul bilgileri (koordinat, rakım, habitat).
Step-Makilik: Bozkır (step) bitki örtüsü ile maki çalılıklarının birlikte bulunduğu geçiş habitatı
Syntip / lectotip (kısa): Eski tip materyal tipleriyle ilgili teknik terimler — eğer sintip varsa, tek holotip yoktur; lectotip atanmamışsa ileride düzenleme gerekebilir.
Sosyal parazitizm: Bir türün başka türün sosyal yapısını sömürmesi (yuva kullanımı, kaynak kullanımı vb.).
Subalpin: Alpin zonun hemen altındaki yüksek çayır/orman üst sınırı kuşağı.
Takson / taksonomi: Canlıların sınıflandırılması; tür, cins, aile vb. birimlerin tümü.
Tip lokalitesi: Türün ilk tanımlandığı yer — tip örneğinin toplandığı nokta.
Tip materyali / tip örnek: Holotip/paratip gibi, tür tanımlamasında kullanılan örnekler.
Termofilik: Sıcak ortamları tercih eden veya sıcak koşullarda yaşayan canlı.
Tür revizyonu: Bir grup türün yeniden incelenip isimlendirme/derecelendirmesinin yapılması.
Varyant: Bir tür içinde görülen, küçük farklılıklara sahip varyasyon veya form.
Alttür (subspecies): Bir türün içinde, belirli coğrafik bir bölgeye özgü ve bazı küçük morfolojik/genetik farklar gösteren yerel grubu.
Altcins (subgenus): Bir cins içinde benzer türleri gruplamak için kullanılan ara sınıf.
Alpin zon: Ağaç sınırının üstündeki, yüksek rakımlarda otsu bitki örtüsünün bulunduğu yaşam kuşağı
Antropojenik: İnsan kaynaklı, insan etkisine bağlı olan
Biodiversity hotspot: Çok sayıda tür ve endemik canlı barındıran, biyolojik çeşitlilik açısından çok zengin bölgeler.
Biyocoğrafya: Canlıların coğrafi dağılımını ve nedenlerini inceleyen bilim dalı
Coğrafi izolasyon: Popülasyonların dağ, deniz gibi engellerle birbirinden ayrılması
Distribution: Bir türün coğrafi olarak nerede bulunduğu bilgisi.
Dulotic / köle-yapıcı: Başka türlerin işçilerini 'köle' olarak kullanan sosyal parazit yaşam tarzı
Drene: Suyun toprakta birikmeyip kolayca süzüldüğü, iyi su boşaltımı olan toprak.
Epigeik forager: Toprak yüzeyinde besin arayan karınca işçisi.
Faunistik kayıt: Bir bölgeden kaydedilmiş türlere ait gözlem veya örnekler
Forager / foraj: Besin arayan birey veya davranış
Granivor: Besin olarak ağırlıklı tohum tüketen canlı.
Habitat: Bir canlının doğal yaşam alanı
Hibritleşme: Farklı tür veya popülasyonların çaprazlaşması sonucu melez oluşumu.
Holotip: Bir tür tanımlanırken seçilen, o türü temsil eden tek referans örnek.
Inquiline (inquilin): Başka türün kolonisi içinde yaşayan, kendi işçi kastını üretmeyen sosyal parazit.
Kast: Kolonideki görev ayrımı (işçi, kraliçe, asker vb.).
Kriptik tür: Gözle görülmesi/ayırt edilmesi zor, saklı yaşayan tür.
Lokalite: Bir canlının veya türün bulunduğu, gözlemlendiği veya örneğinin toplandığı spesifik yer.
Mikrohabitat: Daha küçük ölçekli, habitat içinde ayrı çevresel bölge (ör. taş altı).
Montan: Dağ bölgesine ait.
Mozaik habitat: Farklı habitatların yan yana bulunup çeşitlilik oluşturduğu doku (orman-çayır-karışımı gibi).
Nidifikasyon: Yuva kurma, yuvalanma davranışı.
Nemli vejetasyonlu dağlık ekosistemler: Yüksek rakımlı, bol nemli ve yoğun bitki örtüsüne sahip dağ habitatları.
Obligat parazit: Başka canlıya kesin bağlı yaşam zorunluluğu olan parazit.
Omnivor: Hem hayvansal hem bitkisel besin tüketen canlı.
Palearktik: Avrupa — Kuzey Afrika — büyük kısım Asya’yı kapsayan biyocoğrafik bölge.
Paratip: Holotipe ek olarak tanımlamada kullanılan diğer örnekler.
Polimorfizm: Aynı koloni içinde büyüklük/rol farkı gösteren birey çeşitliliği (major/minor).
Ruderal alan: İnsan etkisiyle oluşan, yol kenarı/boş araziler gibi bozuk habitatlar.
Saha notu: Sahada gözlem sırasında kaydedilen tarihçe/koşul bilgileri (koordinat, rakım, habitat).
Step-Makilik: Bozkır (step) bitki örtüsü ile maki çalılıklarının birlikte bulunduğu geçiş habitatı
Syntip / lectotip (kısa): Eski tip materyal tipleriyle ilgili teknik terimler — eğer sintip varsa, tek holotip yoktur; lectotip atanmamışsa ileride düzenleme gerekebilir.
Sosyal parazitizm: Bir türün başka türün sosyal yapısını sömürmesi (yuva kullanımı, kaynak kullanımı vb.).
Subalpin: Alpin zonun hemen altındaki yüksek çayır/orman üst sınırı kuşağı.
Takson / taksonomi: Canlıların sınıflandırılması; tür, cins, aile vb. birimlerin tümü.
Tip lokalitesi: Türün ilk tanımlandığı yer — tip örneğinin toplandığı nokta.
Tip materyali / tip örnek: Holotip/paratip gibi, tür tanımlamasında kullanılan örnekler.
Termofilik: Sıcak ortamları tercih eden veya sıcak koşullarda yaşayan canlı.
Tür revizyonu: Bir grup türün yeniden incelenip isimlendirme/derecelendirmesinin yapılması.
Varyant: Bir tür içinde görülen, küçük farklılıklara sahip varyasyon veya form.
Bu yazı, @Ares tarafından karincaciftligim.com adına yazılmıştır. İzinsiz başka hiçbir yerde paylaşılamaz.
Son düzenleme: