Biyomikron: Yaşamın mikron boyutu günlüğü.

Mikrox

Larva
Üye
Katılım
12 Nis 2026
Mesajlar
85
Tepkime puanı
77
Merhaba arkadaşlar ve değerli hobidaşlar. Forumda gördüğüm üzere çoğu kişinin bir günlüğü mevcut. Araştırdığımda çok güzel işler yapıp, çok güzel koloniler ve bilgiler paylaşıldığını gördüm. Ben de bu silsileye kapılıp 'Acaba ne paylaşabilirim?' diye düşünürken aklıma bir fikir geldi.
Bu günlükte sizlere; yaptığım bazı deneyleri, mikroskopla gözlemlediğim canlıları, madde etkileşim deneylerini, karıncalar üzerine araştırmaları ve küf mantarları hakkında bilgileri vb. Paylaşacağım. Burayı birçok konuda, genel kapsamlı bir rehber gibi kullanmak istedim. Yakın zamandaki ilk güncellemelerde; mikroskop görüntüleri ve Ostracodlar ile ilgili, eğer başarabilirsem, mükemmel ve bir o kadar şaşırtıcı deneyler gelecek.
Yakın zamanda ilk güncellemeyle görüşmek üzere. 🫡
 

Mikrox

Larva
Üye
Katılım
12 Nis 2026
Mesajlar
85
Tepkime puanı
77
İlk günlük güncellememiz geldi. Bugün doğada ölü olarak bulduğum messor sp. Erkeğinin mikroskop altında incelemesini yaptım. Öncelikle genel bilgileri vermem gerekirse:
Bulduğumda;

Sıcaklık: 20-22°C
Nem: %40-45
Saat: 18:30
Ortam: Toprağa yakın beton zemin.
Durum: ölü
Cins: Messor sp.
Tahmini ölüm sebebi: Çiftleşme

İlk bulunduğunda:
kanatları yukarıya dikilmiş, bacaklar içeriye çekilmiş, abdomen ve kafa hafiften thorax'a doğru çekilmiş, vücut bütünlüğü tam.

Genel bilgiler bu şekildeydi. Karınca incelenirken iki şekilde incelemesi yapıldı. Ön incelemede morfolojik yapısı ele alınırken diğer incelemede uzuvlar mikroskop altında incelendi.

Morfolojik yapısı:

20260416_205544.jpg

20260416_205557.jpg

20260416_205700.jpg

20260416_205715.jpg

20260416_205722.jpg

20260416_205759.jpg

20260416_205827.jpg

20260416_205943.jpg

20260416_210025.jpg

20260416_210115.jpg
Dış hatlarıyla ve gözle görülür incelemede görülen hali bu şekilde.

Mikroskop altındaki görüntüsü:
Screenshot_20260416_221812_Gallery.jpg
Fotoğraf:
Burda karıncanın post-petiol yapısını görüyoruz. Bu yapı karıncalarda iletişim veya esneklik için büyük önem arz eder.
Screenshot_20260416_221815_Gallery.jpg
Fotoğraf:
Burada karıncanın baş kısmını görmekteyiz. Kafaya bağlı iki anten mevcuttur. Thorax'a bağlı ve başa yakın olan iki bacak ile antenler temizlenir. Karıncanın göz yapısı ve ağız yapısı burada yer alır.
Screenshot_20260416_221819_Gallery.jpg
Fotoğraf:
Burada karıncanın göz yapısını üstten görüntü ile görüyorsunuz. Bu yapı yüzlerce küçük lensten (ommatidium) oluşan ana gözlerdir. Messorlar bu gözlerle hareketi ve ışık değişimlerini algılarlar, ancak görüntü çözünürlükleri düşüktür.

Screenshot_20260416_221822_Gallery.jpg
Fotoğraf:
Burada karıncanın ağız yapısını görmekteyiz. Öndeki kıskaçlar ile besin yakalanır ve hemen Fotoğraftada görülen dil ile besinler emilerek tüketilir. Bu yapı karıncalarda bağ kısmının hemen ön tarafında konumlanmıştır.

Screenshot_20260416_221825_Gallery.jpg
Fotoğraf:
Burada karıncanın kafa kısmını görmektesiniz. Önde bulunan yapılarda antenler yön algılama ve ağız besin yemek için evrimleşmiştir.

Screenshot_20260416_221828_Gallery.jpg
Fotoğraf:
Burada karıncanın abdomen ucu kısmını görmektesiniz. Burada kraliçelerden farklı olarak kıskaç benzeri yapılar görülür. Bu yapılar çiftleşme esnasında kraliçenin abdomenini kavramaya yarar. Erkek karıncaların iğnesi yoktur. Karıncalarda iğne, evrimsel olarak yumurta bırakma borusunun (ovipositor) modifiye olmuş halidir ve bu sadece dişilere (işçi ve kraliçe) özgü bir anatomidir.

Screenshot_20260416_221832_Gallery.jpg
Fotoğraf:
Burada karıncanın abdomen kısmını görmekteyiz. Erkek abdomeninin içi sindirim sistemine oranla devasa testisler ve sperm depolayan keselerle doludur. Sindirim sistemi oldukça küçülmüştür çünkü erkek karıncaların ömrü kısadır ve temel amaçları beslenmek değil, genlerini aktarmaktır.

Screenshot_20260416_221835_Gallery.jpg
Fotoğraf:
Burada karıncanın bacak eklem yapısını görmekteyiz. Burası karıncanın yürümesi, tutunması, yukarı-aşağı hareketi, sağ-sol hareketi için önem taşır.
Screenshot_20260416_221839_Gallery.jpg
Fotoğraf:
Burada karıncanın bacak ucunu görmektesiniz. Bu yapıda tutunmayı sağlayan iki adet kanca (tırnak) ve düz zeminlerde yürümeyi sağlayan çekmen (arolium) kısmı vardır. Tüylü ve çengelli bir yapıdadır ve bu tüyler ve çengel çıplak gözle görülebilir.
Screenshot_20260416_221845_Gallery.jpg
Fotoğraf:
Burada karıncanın hemolenfi görülmektedir. Hemolenfteki yapıların büyük oranda trake solunumuna ait parçalar veyahut pıhtılaşmış hücrelere ait olduğu düşünülmektedir. Hemolenf erkek bireylerde Kanatların uçuş öncesi gerilmesi ve çiftleşme esnasında genital organların (aedeagus) dışarı çıkarılması için gereken fiziksel basıncı sağlar. Erkek bireyler genellikle çok kısa bir süre yaşarlar (birkaç gün veya hafta). Hemolenf, bu kısıtlı sürede uçuş kaslarının ihtiyaç duyduğu yüksek miktardaki karbonhidratı (trehaloz şekerini) hızla kas dokularına taşır.

Ek Fotoğraf:
Screenshot_20260416_221858_Gallery.jpg
Screenshot_20260416_221849_Gallery.jpgScreenshot_20260416_221855_Gallery.jpgScreenshot_20260416_221852_Gallery.jpgScreenshot_20260416_221852_Gallery.jpg
Bir sonraki güncellemeye kadar sağlıcakla...
 

Ekli dosyalar

  • Screenshot_20260416_221842_Gallery.jpg
    Screenshot_20260416_221842_Gallery.jpg
    10.4 KB · Görüntüleme: 1

Mikrox

Larva
Üye
Katılım
12 Nis 2026
Mesajlar
85
Tepkime puanı
77
Merhaba değerli hobidaşlar. Bugünde akvaryum kumumdan almış olduğum detritus solucanını inceledim.
20260409_221246.jpg
Fotoğrafta görülen canlı detritus worm olarak bilinen ve genellikle akvaryum kumlarında sık rastlanan, zararsız, çok hücreli canlıdır.

Taksonomik sınıflandırması:
Kingdom: Animalia
Phylum: Annelida
Clade: Pleistoannelida
Clade: Sedentaria
Class: Clitellata
Order: Tubificida
Suborder: Tubificina
Family: Naididae

Not: Taksonomi dünyasında Tubificina ve Naididae grupları üzerine güncel tartışmalar devam etmektedir. Bazı modern sınıflandırmalarda Tubificidae ve Naididae tek bir familya altında birleştirilmiştir. Ancak verilen şema bilimsel literatürde kabul görmüştür.

Detritus solucanları hakkında genel bilgiler:

Çok hücreli bir yapıya sahiptirler. Tek hücrelilerin aksine; sinir, kas, üreme ve sindirim gibi özelleşmiş dokuları vardır. Akvaryumlarda sık rastlanan bu canlılar Kumun arasındaki balık dışkıları, yenmemiş yem artıkları, çürüyen bitki parçaları ve mikroskobik algler ile beslenirler. Birnevi akvaryumunuzdaki nitrifikasyona dolaylı yoldan yardımcı elemanlardır. İki çeşit üreme tipine sahiptirler. Eşeyli ve eşeysiz şekilde üreyebilir ve uygun koşullarda hızla çoğalabilirler. Eşeysiz Üreme en yaygın yöntemdir. Solucan, vücudunun bir boğumundan yeni bir baş veya kuyruk geliştirerek ikiye bölünür. Bakterilerdeki basitçe ikiye bölünmeyle benzerdir fakat bu olay ikiye bölünme sayılmaz. Eşeyli Üremede ise Koşullar zorlaştığında (sıcaklık değişimi, besin azlığı) hermafrodit (hem erkek hem dişi) özelliklerini kullanarak yumurta üretirler. Bu yumurtalar zorlu şartlara dayanıklıdır.
Derileri aracılığıyla difüzyonla nefes alırlar. Sudaki oksijen azaldığında, daha fazla yüzey alanına ulaşmak için kendilerini kumun dışına atıp cama veya yüzeye yönelim gösterebilirler. Bazı türleri Tıpkı insanlar gibi, kanlarında hemoglobin benzeri pigmentler taşırlar. Bu sayede oksijenin neredeyse hiç olmadığı, aşırı kirli ve çamurlu ortamlarda bile sudaki son oksijen molekülünü bağlayarak hayatta kalabilirler. Bu, onların "yüksek toleranslı" olduklarını gösterir.

Küçük bir not: Bu günlüğü birazda biyoloji çalışan arkadaşlarımız için, kafasında bazı olayları netleştirmek adına takip edebilecekleri bir kaynak havuzu gibi kullanmayada karar verdim. Ona göre incelemelerde yapacağım. Bu sayede hem hobidaşlarımız bilgilenmiş hemde sınav dönemi yaklaşan arkadaşlarımız buradan, bu yazılar ile bilgiler alabilirler.

İncelenmesini istediğiniz veya inceleyebileceğim örneklere her zaman açığım.
 

Mikrox

Larva
Üye
Katılım
12 Nis 2026
Mesajlar
85
Tepkime puanı
77
Selamlar Biyomikron takipçileri! Bugün mikroskobumuzun altında, doğanın mühendislik harikalarından biri var. İlk bakışta lamın üzerinde minik bir tırtıl ya da kahverengi bir dokuma parçası gibi dursada aslında bu hepimizin en yakın dostu ve yaz gecelerinin en sevilen canlısı olan, su kenarlarında her gün yanından geçip fark etmediğimiz bir yaşamın başlangıcı. Bir sivrisinek yumurta salı (egg raft)!
Gelin, bu büyüleyici yapıyı makrodan mikroya doğru birlikte inceleyelim.
20260517_194450.jpg
Kusursuz Bir Sal Mimarisi
Çıplak gözle veya düşük büyütmeyle baktığımızda, lam üzerinde yan yana kusursuz bir geometriyle dizilmiş, tarak benzeri simetrik bir paket görüyoruz. Sanki yay benzeri bir yapıda. Bu yapı, Culex cinsi sivrisineklerin dişileri tarafından durgun su yüzeylerine bırakılıyor.
Anne sivrisinek, yumurtaların suyun dibine çöküp boğulmaması için onları hidrofobik (su itici) bir sal şeklinde birbirine yapıştırıyor. Bu sayede yüzlerce yumurta, suyun kaldırma kuvveti ve yüzey gerilimi sayesinde bir arada, batmadan yüzebiliyor. Şimdi gelin 400x Büyütmede aslında bizi uyutmayan o şeylerin nereden geldiğine bakalım.
Morfolojik Yapı:
Yumurtaların bir ucunun daha geniş, diğer ucunun ise hafifçe sivrilerek uzandığını net bir şekilde görebiliyoruz.

Koriyon (Dış Kabuk) ve Renk:
Yumurtalar ilk bırakıldıklarında beyaz/şeffaf renkte olsalar da oksijenle temas ettikçe "sklerotizasyon" dediğimiz bir süreçten geçerek sertleşiyor ve fotoğrafta gördüğümüz o karakteristik koyu kahverengi, koruyucu zırh rengini alıyor.

Çıkış Kapısı (Operkulum):
Bu yumurtaların suya bakan alt uçlarında, larvaların dışarı çıkmasını sağlayacak minik kapakçıklar bulunuyor. Gelişimini tamamlayan embriyo, bu kapakçığı patlatarak doğrudan sucul yaşamına ilk adımını atıyor.
Sivrisineklerin Sucul Yaşam Döngüsü
Çoğumuz sivrisinekleri sadece havada uçan, can sıkan canlılar olarak bilsek de aslında onlar hayatlarının çok büyük ve önemli bir kısmını tamamen suya bağımlı olarak geçiriyor.
20260517_194429.jpg

Yumurta Aşaması:
Sıcaklığa bağlı olarak 24 ila 48 saat içinde yumurtaların olgunlaşması tamamlanır.
Larva Aşaması: Yumurtadan çıkan larvalar, suyun içinde "kurtçuk" şeklinde çılgınca yüzmeye başlarlar. Sifon adını verdiğimiz kuyruk benzeri yapılarıyla su yüzeyinden nefes alıp, sudaki mikroorganizmaları ve organik atıkları tüketerek büyürler.

Pupa Aşaması:
Birkaç kabuk değiştirmeden sonra canlı virgül şeklindeki pupa evresine geçer. Pupa evresi, tırtılların kozaya girmesi gibidir; beslenmezler ama içeride muazzam bir metamorfoz (başkalaşım) gerçekleşir.

Ergin (Yetişkin) Aşama:
Sonunda pupa derisi sırtından yırtılır ve içinden uçmaya hazır ergin bir sivrisinek çıkarak sucul hayatına veda eder.
Mikro dünyanın bu tarz gizli mimarilerini incelemeye ve Biyomikron'da paylaşmaya devam edeceğim. Bir sonraki incelemede görüşmek üzere, bilimle kalın!

NOT: Şuan için elimdeki bu yunurtaları büyütüp mümkünse her aşamasını gözlemlemek istiyorum. Eğer başarabilirsem bu sürecide paylaşacağım. İyi hobiler...
 
Üst