Hocam bu konudaki teorik varsayımlarının pratikte ve karınca biyolojisinde pek karşılığı yok. Öncelikle mite veya parazit istilasına uğramış, hastalıklı ve zayıf düşmüş bir koloninin alate üretip uçuş yapacak enerjiye ulaşması zaten neredeyse imkansızdır çünkü koloni enerjisini üremeye değil hayatta kalmaya harcar. Ayrıca doğadaki kolonilerin zaten kendi içlerinde mite ve parazit döngüleri var, yani evde steril bakılan sağlıklı bir karıncanın doğaya hastalık saçması pek gerçekçi bir senaryo değil. Yerel gen havuzunun bozulması konusuna gelirsek, egzotik veya istilacı bir tür salmıyoruz. Türkiye'de zaten her adımda bulunan yerli bir cinsi salmanın doğaya hiçbir zararı olmaz; aksine, dışarıdan gelen sağlıklı bir gen genetik çeşitliliği artırarak popülasyonu güçlendirir. Balkondan saldığımızda hemen oracıkta kardeşleriyle çiftleşeceklerini düşünmek de karıncaların uçuş içgüdülerine ters bir durum. Doğada alatelerin temel amacı kendi kolonilerinden olabildiğince uzaklaşmak ve gen çeşitliliği için farklı kolonilerin feromonlarını takip etmektir. Yani o alate zaten kendi kardeşinden kaçacak ve doğru uçuş gününde rüzgarın da etkisiyle binlerce karıncayla birlikte havaya karışıp doğanın döngüsüne katılacaktır.
Dedikleriniz doğru ama anlatmaya çalıştığım şey kâr-zarar ilişkisi. Yeni açtığım rehberde alt kısımda çekinik bir alelin popülasyona nasıl girdiğini anlattığım küçük bir yazı var. İşte bu olayın aynısı karıncalarda da olabilir. Biyoloji bir şeyi net kabul etmez çünkü istisnalar hayatın her yerindedir. Bu arkadaşın durumunu bilemiyoruz. Belki arkadaş kraliçeyi satın aldı ve satan adam bunu Antalya'dan alıp Denizli'ye sattı diyelim. Bu durumda kraliçe hiç bağlı olmadığı bir alanda o ekolojiye alışkın değilken o kraliçenin ürettiği bir alete sayesinde bahsettiğim gen taşındı ve bu gen Antalya'dayken Denizli'ye de girdi ki şayet çiftleşirse ki yine bu durumun olma ihtimali çok düşük. Günümüzde dahi karıncaların yaşam oranlarının doğada ne kadar düşük olduğu aşikarken doğduğu andan itibaren önüne sürekli yemek konulan bir aletenin uçup çiftleştikten sonra koloni kurması da bir ihtimal ama işte bu çok düşük.
Fakat dediğim şu, diyelim ki dediğim senaryo oldu. Doğada popülasyon yapısı dediğimiz bir olay vardır; diyelim ki Messor structor karıncaları. Bu karıncaların kurduğu popülasyonlar Denizli'de, Kars'ta, Antalya'da, İzmir'de hepsinde farklıdır. Genetik olarak Denizli'deki ile Antalya'daki bir tutulamaz. "Egzotik veya istilacı bir tür salmıyoruz. Türkiye'de zaten her adımda bulunan yerli bir cinsi salmanın doğaya hiçbir zararı olmaz; aksine, dışarıdan gelen sağlıklı bir gen genetik çeşitliliği artırarak popülasyonu güçlendirir." ifadesinde ise bu durum çok net bir duruma bağlanmış. Ama işte biyoloji istisnaları göz önüne alır, bu hep böyledir. Siz her ne kadar yerel bir türü salsanız dahi o kraliçenin uçtuğu bölgedeki yapı ile salacağınız bölgedeki yapı bir değildir. Bireyin her popülasyonla genetik olarak uyumlu olduğu anlamına gelmez. Ki zaten dışarıdan sağlıklı gen transferi olacağına dair bir kanıt da yok. Sağlıklı gen doğaya bizim müdahalemizle girebiliyorsa yine bizim müdahalemizle hastalık geninin de girebilir demek oluyor, değil mi?
"Balkondan saldığımızda hemen oracıkta kardeşleriyle çiftleşeceklerini düşünmek de karıncaların uçuş içgüdülerine ters bir durum. Doğada alatelerin temel amacı kendi kolonilerinden olabildiğince uzaklaşmak ve gen çeşitliliği için farklı kolonilerin feromonlarını takip etmektir." dediğim olay da işte bu zaten. Ben orada akraba evliliğinden bahsettim, yani eğer alete balkona salınırsa ve balkonda kendi kardeşiyle çiftleşirse bu olur gibi; yani orada doğaya salınmayı değil izole üretimden bahsettim. Diyelim ki uygun zamanda bir şekilde bırakıldı ve uçuşa katıldı. Bu durumda o bölgedeki uçuşa istenmeyen, daha doğrusu planlanmayan şekilde dahil oldu ve çiftleşti. Aslında bir kolonide 100 birey uçtu ve 50'si çiftleşti, bunun da 20'si hayatta kalacakken ve 10'u uçuş yapacakken bu durumda benim saldığım 1 karınca o 10 sayısını koloni özelinde nesil devamlılığı açısından 9'a düşürdü. Aslında bir nevi ben bir koloninin genetiğini çaldım olarak da düşünebiliriz. Bu durumda benim kraliçemde sağlıklı gen olsa bile o genler maalesef seçilerek aktarılmıyor.
Örnek vererek açıklayayım: Diyelim elinde bir Messor alete var. Bu aletede ise varyasyon sonucu oluşmuş bir JH regülasyonunun seviyesini diyelim hafiften etkiliyor. JH; yumurta üretimini, kraliçe aktivitesini vb. etkileyen bir hormon. Diyelim ben alete saldım ve uçup başka koloni erkeğiyle çiftleşti. Diyelim erkekte de larva gelişiminde besin kullanımını, verimliliğini etkileyen bir gen var. Kraliçemiz yere inip koloni de kuruyor. (Sonuçta buraya kadar dediğiniz gibi çiftleşme olabildi ve koloni de kurabildim mantığıyla ilerledim.) Benim kraliçemde yumurta hızı daha stabil olabilir. Stres altında da yumurtlama oranı daha aza inebilir. Erkekten gelen gende de larvaların büyüme verimi değişebilir ve boy dağılımı hafiften kayabilir. Buraya kadar koloni normal şekilde ilerler, sağlıklıdır; yani işçiler anomalili doğmaz, koloni sürdürülebilirdir vs. Ama işte olay burada başlıyor. Tek gen büyük etki yapmaz, ben bunu savunamam da zaten ama o tek gen ile farklı gen birleşip genetik popülasyon farkı oluşturuyor. İşte oluşan bu farklı genler de diğer aletelere aktarılıp birikimli şekilde ilerliyor. Bundan sonra ise bizim kolonimiz yeni alete oluşturup normal şartta o komünitenin alabileceği dengede olan popülasyon sayısını, hatta uçuş sayısını değiştirebiliyor ki bu uç örnek değil.
Yani diyelim bir habitat var ve ben burada diyorum ki bu habitatın alt ve üst sınırında benim Messor uçuş yoğunluğum 20 koloniden 2 bin tane kraliçe. Bu habitatın taşıma kapasitesi (carrying capacity) ve yıllardır oluşmuş doğal dengesi de yaklaşık bu yoğunluğa göre şekillenmiş olsun. Ben dışarıdan bir koloni eklediğimde tek başına “ekosistemi çökertmiş” olmam ki bu da beklenmez; ancak tamamen etkisiz olduğunu söylemek veya olumlu etkiye sahip, olumsuz etkiye sahip olduğunu söylememek de doğru olmaz. Çünkü artık sisteme, normalde o sezon o bölgede bulunmayacak ek bir üreme kaynağı eklenmiş oluyor. Bu durumda 20 değil 21 koloni oluyor ve 2 bin değil 2100 potansiyel kraliçe ve erkek uçuş yapıyor.
Karıncalarda özellikle nuptial flight dönemlerinde sayı önemlidir. Doğada zaten çok büyük bir ölüm oranı vardır ve çoğu alete koloni kuramaz. Fakat popülasyon biyolojisinde küçük eklemeler bile uzun vadede gen akışını ve rekabet yoğunluğunu değiştirebilir. Örneğin benim eklediğim koloniden çıkan alateler:
mevcut kolonilerle aynı kaynaklar için rekabete girebilir çünkü yine aynı habitattalar.
uygun yuva noktalarının kullanım oranını artırabilir ki zaten çalışmalarda, hatta gözlemde de gösterir ki her karıncanın kendine uygun toprak seçme yapısı vardır. Toprak zaten kısıtlıysa ve ben bir de üstüne buradan potansiyel kraliçe eklersem?
aynı uçuş gününde eşleşme havuzundaki birey oranını küçük de olsa değiştirebilir. Hiç etki etmez değil, mutlaka belki 1000'de 1 bile olsa etkiler.
Bu, “bir koloni bıraktım ve tüm habitat değişti” gibi dramatik bir olay değildir; ancak “hiçbir etkisi yoktur veya olumlu geni ben doğaya sokarım” demek de bilimsel olarak fazla kesin olur. Çünkü popülasyon ekolojisinde sistemler genellikle dengeye çok sayıda küçük etkinin toplamıyla ulaşır. Yani birikimlidir.
Özellikle sosyal böceklerde önemli nokta şudur: Doğadaki denge yalnızca türün varlığıyla değil, o türün popülasyon yoğunluğu, uçuş zamanı, koloni sayısı ve gen akışıyla da ilişkilidir. İnsan müdahalesiyle eklenen her yeni koloni, küçük ölçekte de olsa bu parametrelerden birini değiştirebilir. Rekabetten örnek vereyim. Doğada sürekli iç göç ve dış göçler yaşanmakta ve bu da ister istemez gen havuzuna olumlu veya olumsuz etki etmektedir. Bu durumda yine dediğim üzere rekabet olayına gelelim. Dengede bir sistemde öncelikle canlılar oraya gelir ve yüksek üreme sayılarıyla çoğalırlar. Sonra ölümler başlar ve ardından sistem dengeye gelir; en basit haliyle doğal bir ortam oluşumu bu şekildedir. Şimdi ben bu habitat denge içindeyken istenmedik şekilde başka bir kraliçe daha eklersem bu sefer eş için rekabet artıyor, yemek için, yuva için rekabet artıyor. Bir kraliçenin yaşaması belki 10 sene sonra o habitata olmaması gerektiği şekilde, taşıma kapasitesinin sınırını zorlayacak şekilde 3-5 kraliçe daha katıyor. Bu durumda yine bulunan ortama göre habitat bunu kaldırır çünkü doğa dediğimiz şey öyle çıtkırıldım değil, koca doğadan bahsediyoruz; yani aslında evrim mekanizmasını bile elinde tutan bir yer. Fakat işte biyoloji buna "Ya koca doğa, ben saldım 1 kraliçe yaşadı ne olacak?" diye bakmıyor. Biyoloji şunu düşünür: "Ben bu kraliçeyi saldım ama şöyle olursa böyle olur." Sonra ihtimaline bakar ve evet, ihtimali varsa sonra birikim mantığına bakar. Dediğim fazladan rekabete eleman girmesi gibi. Biyolojide istisnalar vardır ama kaideyi bozmaz, bu bir gerçek ve buna karşı çıkamam fakat biyoloji net konuşmaz.
Yazdığım örnekler zaten çok çok uç örnek değil. Yazdığım örneklere bir ihtimal gözüyle bakarsanız, yani dediğiniz gibi genetiğe nasıl yeni gen sokabiliyorsak bunları da sokmuş oluyoruz olarak genel kalıpta bakarsak bunların da ihtimali var. Kısaca yazınıza asla karşı değilim ve dedikleriniz doğru ama işte bir noktada sorun var; biyoloji net değildir ve biyoloji sadece şunu demez: "Ben kraliçeyi saldım, bu gen havuza girdi, faydalıydı tamam, doğaya da faydam oldu." Fakat bu durumda rekabet arttı, diğer koloniler daha fazla alete üretme isteğine girdi, yayılım genişlemek zorunda kaldı... Bunlar da sonuç olarak bu saydığınız örneğin getirisi olmak mecburiyetinde değil mi?
Hatta spesifik bir örnek vereyim: Bir oda düşünün, oda kocaman, hatta bir ucundan bir ucu gözükmüyor. Sürekli de önünüze yemek konuyor ama bu yemekleri sofralarda ortak olarak yiyorsunuz. Sonradan yemeklere dahil olan sürekli bir denge popülasyonundasınız. Yani size yetecek yemek, sizin büyüme oranınızla orantılı artışta. Bu durumda odaya fazladan sürekli birilerini getiren biri girdi. Bu durumda yemek için daha fazla rekabet olacak değil mi? Hani direkt itiş kakış veya bağırma çağırma değil ama biraz daha hızlı yenilecek yemekler. İşte biyoloji de bunu diyor. Doğa çok hassas dengede ve bu denge her gün aslında insan eliyle bozuluyor da. Sizin yanlışlıkla eve hapsettiğiniz sinek de aslında bu dengeye örnek ama işte doğaya o olumlu ya da olumsuz etkisi gözle görülemeyecek kadar küçük. Ama birikimli etki dediğimiz şey olursa işte o zaman aslında işler görülmeye başlıyor.
Demek istediğimi özetleyecek olursam: Olası olarak bir genin getirdiği doğaya ve çevreye olumlu genin yanı sıra, getirdiği birçok da etki ve rekabet ürünü de var ve bunlar sadece ama sadece ihtimal; yani olması aslında çok çok çok düşük ihtimaldeki şeyler. Ama yine de bu senaryonun yaşanması uç örnek değil ki zaten bu varyasyonlar da doğada saydığım bu çiftleşme ve gen aktarımı sayesinde hemen hemen her gün olan şeyler. Yani mantıklı açıdan kâr-zarar ilişkisine bakıldığında olası olarak diyelim ki oldu da bu koloni yaşadı ve olası etkileri saydığınız şekilde oldu. Bu durumda sizce doğa kârlı mı yoksa zararlı mı?
Gen havuzu öyle kolay değişecek bir mevzu değil. Evrimin tecellisi için milyonlu yıllardan bahsediyoruz. İnsanlık bir türe ait doğadaki tüm kolonileri hapsedip milyonlarca/milyarlarca yıl bakmayı başarabilirse şartlar değişeceği için gen havuzuyla oynamanız mümkün. Bunun sonucunda o başlangıç türünü daha dayanıksız/daha az alate üreten/daha az işçi sayısına sahip bir tür yaratmak mümkün mesela. Ama öyle aman evde baktığım bir alateyi doğaya salmayayım gen havuzunu değiştirir gibi bir durum çok uçuk olmuş. Hastalık konusunda da senin baktığın koloni hastalıklı alate üretmiş olabilir ama sen o koloniyi almasan, doğada üreseydi yine o hastalıklı alate doğup uçup çiftleşecekti.
Hayır hayır, kesinlikle şunu demiyorum; olay yanlış anlaşılmış. Ben "Doğaya bu aleteyi salarsam ve çiftleşirse doğal dengeyi bozarım." demiyorum ki zaten böyle bir şey yok, burada tamamen haklısınız. Ama dediğim şey kâr-zarar ilişkisi. Yani aslında o koloniyi aldıysam artık bende dursun, değil mi? Doğaya salmamın da bir mantığı yok yani.
Olası olarak doğuracağı sonuçlar doğaya saldığımda, ben size söyleyeyim, yüksek ihtimalle hatta %90 ihtimal ile uçacak ve çiftleşecek erkek bulamayacak veya aynı tür uçuşuna denk gelemeyecek ve en sonunda ölecek. Mutlak sonuç bu. Fakat olasılık ihtimaline baktığımızda bunlar da böyledir; yani doğaya fayda yerine, bir noktada aslında kâr-zarar ilişkisi içerisinde 1 fayda sağlarken küçük de olsa 5 zarar verebilirsiniz demek istedim. Tabii bunların hepsine "Kesin böyle olur." demedim, hepsini ihtimallere dayandırdım. Belki çok uç örnekler vardır, olabilir; şimdiden affola. Ama biyoloji her şeyi bütün olarak inceler; yani mesela doğaya alete saldım, "Şöyle faydası oldu." der ama biyolojinin bakış açısında o faydayken arka planda "Bunlar da zarar ve hatta bunlar da nötr etki." diyerek inceler. Anlatmak istediğim buydu.
Ki zaten doğaya salmanın da mantıklı bir açıklamasını bulamadım; yani en olası sonuçta bile ölecek bir canlı için, en azından elimde dursun ve ölmektense benimle bu şekilde yaşasın. Tabii orada da koloninin istisnai zorlamaları vs. olabilir, o ayrı.